“Varlığım, Türk varlığına armağan olsun!”
Ege’nin bereketli topraklarıyla tanınan Tire, bugün büyük bir tehdit altında. Bitmek bilmeyen projeler, bilinçsiz müdahaleler ve doğayı hiçe sayan kararlarla bölgenin ekolojik dengesi bozulmaya çalışılıyor.
Yıllardır tamamlanamayan Belevi-Tire Otoyolu’nun 19. kilometresinde yapılan gereksiz proje değişiklikleri, bir köyü adeta haritadan silme noktasına getirdi. Binlerce verimli ağacın kesilmesi, bölgedeki üretimin yok edilmesi ve köylülerin göçe zorlanması, sadece bir tesadüf mü, yoksa bilinçli bir politika mı?
Ancak bu yeterli gelmemiş olacak ki, Karateke Köyü’nün bereketli meraları çöplüğe çevrildi. Yetmezmiş gibi, kalan alanın 80 bin dönümlük kısmı mezarlık olarak planlanıyor. Tarımın ve hayvancılığın can damarı olan bu topraklar, yavaş yavaş yok ediliyor.
Ve şimdi de valilik, 18 Ocak’ta Tire’nin 6.500 hektarlık tarımsal ve ekolojik alanı için iki yeni Jeotermal Enerji Santrali (JES) ihalesine çıkıyor. Peki, bu santraller gerçekten bölgeye bir kazanç mı sağlayacak, yoksa geride sadece yıkım mı bırakacak?
JES’lerin Çevresel Felaketi
Jeotermal santrallerin yanlış yönetilmesi, doğaya telafisi mümkün olmayan zararlar veriyor. Yeraltından çekilen akışkanlar, yeterli reenjeksiyon yapılmadığında bor, cıva, arsenik ve kurşun gibi ağır metallerin yeraltı sularına karışmasına neden oluyor. Bir zamanlar bereket fışkıran topraklar, zehirlenmiş su kaynaklarıyla kurak bir çoraklığa dönüşüyor.
Üstelik bu santrallerin su tüketimi de endişe verici boyutta: Ortalama 2.700 m³/GWh su harcayarak, bölgenin su kaynaklarını hızla tüketiyor ve geri dönüşü olmayan kirliliğe yol açıyor.
Tire’de Deprem Tehlikesi Büyüyor
Bilimsel araştırmalar, jeotermal santrallerin deprem riskini artırdığını ortaya koyuyor. Güney Kaliforniya’da yapılan çalışmalar, yeraltı akışkanlarının çekilip yeniden enjekte edilmesinin sismik hareketliliği tetiklediğini gösteriyor. Ege’nin aktif fay hatları üzerinde olduğu düşünüldüğünde, İzmir’de de benzer bir felaketin kapıda olduğu açıkça görülüyor.
İzmir’in Doğası ve Tarımı Tehlikede
JES projeleri yalnızca Tire’yi değil, İzmir genelinde 142 bin hektarlık bir alanı etkileyecek. Tarım alanları, su kaynakları ve doğal yaşam geri dönüşü olmayan bir yıkıma sürükleniyor. Tarımsal üretimle beslenen binlerce insanın ekmeği elinden alınıyor.
Tire’nin bereketli toprakları, yeşil ormanları ve köklü yaşam kültürü göz göre göre yok ediliyor. Buna seyirci mi kalacağız, yoksa toprağımıza, suyumuza, doğamıza sahip mi çıkacağız?
Bu, yalnızca Tire’nin değil, tüm ülkenin meselesidir. Bugün susarsak, yarın kaybedeceğimiz şey sadece doğa değil, geleceğimiz olur.
Hoşça kalın sağlıkta kalın…
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.