Bugün Gazeteciler Günü.
Benim içinse takvim yaprağında sıradan bir gün değil; gazetecilikte tam 24 yılın muhasebesi.
Tam 24 yıldır bu mesleği severek, inanarak ve bedel ödeyerek yapıyorum. Gazetecilik benim için bir iş olmadı hiçbir zaman. Maaşla ölçülmedi, mesaiyle sınırlanmadı, kartvizite sığmadı. O, benim hayatım oldu. Beni yakından tanıyanlar bilir; bu mesleğe nasıl bir aşkla bağlı olduğumu, gerekirse bu meslek uğruna canımı dahi ortaya koyabileceğimi çok iyi bilir. Ve 24 yıla 27 ödül sığdırdım.

Bu yolda ne badireler atlattım…
Gazetecilik uğruna kılıktan kılığa girdim, gecelerce uykusuz kaldım, tehdit gördüm, yalnız bırakıldım. Kimi zaman görünmez oldum, kimi zaman hedef. Ama hiçbir zaman kalemimi eğmedim. Çünkü gazetecilik, asla korkakların işi değildir.
Ben bu mesleğin mutfağında yetiştim. Masa başında değil; sahada, sokakta, olay yerinde öğrendim gazeteciliği. Hemen hemen her departmanında çalıştım, yöneticilik yaptım, sorumluluk aldım. Ama en çok da insan yetiştirdim. Bu mesleğe nice genç kazandırdım. Bugün onların büyük bir çoğunluğu hâlâ gazetecilik yapıyorsa, bundan daha büyük bir gurur olabilir mi?

Birçok insan gazeteciliği benimle sevdi. Benim tutkumdan, inadımdan, inancımdan etkilenerek bu yola çıktı. Çünkü gazetecilik bulaşıcıdır; hele ki gerçek gazetecilik… Bir kez kana karıştı mı, ömür boyu bırakmaz.
Bugün gazetecilik itibarsızlaştırılmak isteniyor. Kalemler satın alınmak, hakikat susturulmak isteniyor. Ama şunu herkes bilsin; Gazetecilik ölmez. Çünkü bu meslek, vicdanla yapılır. Ve vicdan, hiçbir baskıya boyun eğmez.
Her zaman söylediğim bir söz var ve arkasındayım ve her zaman arkasındayım;
Allah nasip ederse ben haber yazarken öleceğim.
Çünkü ben bu mesleği ölmeden bırakamam.

24 yıl geçti…
Ve ben hâlâ ilk günkü gibi inanıyorum;
Gazetecilik, bir meslek değil; bir ömürdür.
Ve gerçek gazetecilik “Ekmek param” dediğin yerde biter.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.